Emo moda ,müzik türü mutsuzluk,yalnızlık,melankoli durumu olarak anlatabiliriz.Emo olmak genellikle mutsuzluk depresiflik olarak adlandırılır.İçinde hissettiğin acıyı cesurca dışa vurmandır. En popüler 5 emo
1-cute is what we aim for
2-avengeld sevenfold
3-the early november
4-hellogoodbye
5-quietdrive
Öncülerinden my chemical romance`yi örnek verebiliriz.
*disco değil retro olmak,
*2 el kıyafetler
*eskimiş yırtık converseler
*kızlarda kendilerinin kestiği w boyadığı kısa saçlar (yada renkli.kırmızı,mor,yeşil vs. akla ne gelirse)w yataktan yeni çıktım modundaki saçlar,
*günlük..en emoların en önemli kişisel şeyi,içine yazdıkları şiirlerini yaşadıklarını dier emo arkadaşlarıyla paylaşırlar *
siyah oje(yıpranmış)
*emo kızları genellikle pop kültürüne baş kaldırır. -emo kızları nlerden nefret eder:
justin timberlake,
avril lavigne,
konserlere para verip girmek,
kendilerini kısıtlamaya çalışan erkek arkadaş,
piercing!lerine laf eden aile
En sıkı 10 emo:
1 my chemical romance
2 fall out boy
3 a.f.i.
4 panic ! at the disco
5 hoobastank
6 death cap of cutie
7 modest mouse
8 taking back sunday
9 dashboard confessional
10 weezer
Kendilerini “duygusal çocuklar” olarak tanımlayan Emo’cuların ortak noktası “duygusal punk” adı verilen müzik türünü dinlemeleri. Emo’nun İngilizce-Türkçe sözlükte karşılığı: “Kendine zarar veren metal dinleyen kişilik” ve “Emotion’dan gelen ve duygusal anlamda hüsran yaşayan, bitap düşen, histerik.” Bu sosyal akım 1980’lerde ABD ve Japonya’da hızla yayıldı. Sayıları her geçen gün artan Emo Kids yani Emo fanları kendi aralarında oluşturdukları dili kullanıyor. Büşra E.’nin arkadaşlık sitesi facebook’ta kullandığı isim Büshra Yoq. Bu Emo’ca bir isim. Cansu B. ise sarı kabarık saçları mini eteği ve elbiseli fotoğrafını koyduğu profilinde kendi adını kullanıyor.Emo’cular internetteki gruplarda bir araya geliyor. Hepsinin uymak zorunda olduğu yasalar var. Kendi aralarında oluşturdukları dili anlamak çok kolay değil. Bu nedenle Emo’caya çeviren sözlükler var. Beyoğlu ve Kadıköy popüler Saçlarını genellikle tek gözlerini kapatacak kadar öne yatırıyorlar. Arkada kalan kısımları ise jöleyle ya da spreyle kabartarak karıştırıyorlar. Amaçları ise yüzlerinin tamamını göstermemek. Yüzlerinin görünen kısımlarına ise piercing yaptırmak aralarında çok yaygın. İstanbul’da en çok İstiklal Caddesi’ndeki İş Bankası’nın önü ve Kadıköy’deki Rexx Sineması’nın önünde takılıyorlar. Cinsiyeti çok önemsemeyen Emo’cular, dama işaretli pantolon, gömlek giymeyi çok seviyor. Kıyafetlerinde kırmızı-siyah-mor en yaygın kullandıkları renkler.
Devamını Oku!
Sigarada zam furyası sürüyor
Türkiye’nin en büyük ikinci hızlı tüketim şirketi konumunda olan British American Tobacco (BAT) Türkiye, bugün saat 24:00’den itibaren geçerli olmak üzere ağırlıklı ortalama yüzde 15 fiyat artışını içeren yeni fiyatlarını açıkladı.
ÜRÜN ESKİ (TL) YENİ (TL)
Vogue 6.00 6.50
Kent 5.00 5.50
Kent Black / Titanium 5.25 5.75
Pall Mall Silver / Black 3.60 4.00
Pall Mall Kısa 3.25 3.75
Pall Mall Superslims 3.75 4.25
Viceroy Kısa / Uzun 3.00 3.50
Tekel 2000 Uzun 4.50 4.90
Tekel 2000 Kısa 4.10 4.50
Tekel 2000 Mavi Kısa 3.00 3.50
Tekel 2001 Uzun 3.30 3.50
Tekel 2001 Kısa box 3.20 3.50
Tekel 2001 Kısa 2.75 3.25
Samsun 216 Kısa Box 3.00 3.50
Samsun 216 Kısa 2.75 3.25
Samsun / Maltepe Uzun 2.65 3.20
Samsun / Maltepe Kısa box 2.60 3.20
Bahar 2.65 3.20
Meltem / Y.Harman / Maltepe Gold 2.90 3.40
Devamını Oku!
Devlet tarafından sol a karşı palazlandırılan islami hareketin devlet kontrolü dışındaki çıkışlarından biridir. zaten ertesinde aynı zihniyet iktidar olmuş ve Türkiye de ordu tarafından demokrasinin kesintiye uğratıldığı süreçte siyasetten tasfiye edilip ince bir ayarla yeniden iktidara geçirilmiştir.
Almanyada , Türklerin yanarak hayatlarını kaybettikleri evin müze oluşundan sonra , türklerde de akla gelen madımak otel için istekleridir.bunu isteyenlere marjnal kesimin istegi denmiştir.
Almanyadaki yangın sonrasında Almanya başbakanı istifa edecek duruma gelmiştir. utancından istifayı düşündügünü acıklamıştır ve Türkiyenin de araya girmesiyle olay çözülmüş istifa engellenmiştir ve o ev müze yapılmıştır. Evin bahcesine 5 ceviz agacı dikilmiş , nazilerin gamalı haçının parçalandıgı bir heykel dikilmiş , ve almanlar o evi gördükçe bu utancı yaşasın istenmiştir. Bunu yapanlar da ne Türkler ne de derneklerdir bizzat alman hükümetidir.
bize gelince.. madımak oteli... 34 türk 1 yabancının öldügü madımak oteli.. ölenlerden 34ü tamamına cok yakını kendi vatandaşlarımız.. ve biz o otelin altında iskender kebapçısı konduruvermişiz.. orda keyif yapar olmuşuz. keyif yapacak en güzel yermiş gibi. hic de utanmıyoruz.
olayın nedenine gelişmesine girmeye gerek yok. ben dincilerin yaptıgı bir eylem olarak görmüyorum. yapanlarıda benim dinimi sahiplenenler diye sıfatlandırmak istemiyorum. sadece ölenlere yapılan haksızlıgı görmek istiyorum.
evet.. bencede madımak oteli müze olsun..
Sivas Madımak Olayı, 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas'ta Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli'nin kuşatılıp yakılması ve dolayısıyla şehirde bulunan 33 Alevi yazar, ozan ve aydının ve iki otel çalışanının yakılarak hayatlarını kaybetmesi, oteli ateşe verenlerden de ikisinin de ölmesiyle sonuçlanan olaylar zinciridir.
Pir Sultan Abdal Şenlikleri kapsamında etkinliklerin bir bölümünün de Pir Sultan Abdal’ın sazının çalındığı Sivas şehir merkezinde yapılması öngörülmüştü. Bu kapsamda pek çok aydının yanı sıra Aziz Nesin bu etkinlik nedeniyle dönemin Sivas valisi Ahmet Karabilgin'in özel davetlisi olarak bu kente gelmişti.
2 Temmuz 1993 günü organize biçimde öğle saatlerinde Paşa ve Meydan camilerinde çıkan gruplar önce etkinliklerin yapıldığı Kültür Merkezi’ne ulaşarak, bir gün önce dikilen anıtı kısmen tahrip etti. Kültür Merkezi içindeki karşıt grupla çıkan taşlı sopalı çatışma, polis tarafından fazla büyümeden, zor kullanılarak önlendi.
Hızını alamayan ve sayısı yaklaşık 10.000'e ulaşan grup, Kültür Merkezi’nden yeniden Hükümet Meydanı’na geldi. Hükümet Konağı’nı taşlamaya ve slogan atmaya başlayan grup ardından Madımak Oteli civarına ulaşarak, slogan atmaya devam etti. Grubun sayısı akşam saatlerinde 20.000'e yaklaştı. Grup önce Madımak Oteli önündeki araçları ateşe verdi ve oteli taşladı bunun sonucunda taşlanarak camları kırılan Madımak oteli tutuşturulan perdeler ve alt katta bulunan eşyalarla birlikte yakıldı. Otele sığınmış olan aydınlardan, aralarında Asım Bezirci, Nesimi Çimen,Muhlis Akarsu, Metin Altıok ve Hasret Gültekin'in de bulunduğu 35 kişi yanarak veya dumandan boğularak yaşamını yitirdi. Aralarında Aziz Nesin'in de bulunduğu 51 kişi de olaylardan kendi olanaklarıyla, ağır yaralarla kurtuldu. İtfaiye merdiveniyle kurtarılmaya çalışılan Aziz Nesin,merdiven trabzasındaki görevli tarafından darp edilip,merdivenden itfaiye aracı etrafında toplanan azgın kalabalığa doğru itildiği dönemin özel televizyonları tarafından belgelendi.Başından yaralanan Aziz Nesin'i linç edilmekten araya giren polisler kurtardı. Yaralılar, polis arabalarıyla Tıp Fakültesi Hastanesi`ne götürüldü.
Olaylar sonucunda 33 konuk, 2 otel görevlisi ile 2 saldırgan yaşamını yitirdi. Yine olaylar sırasında Atatürk - Kongre ve Etnografya Müzesi önünde bulunan Atatürk büstü tahrip edildi. Akşam saatlerinde valilikçe ilan edilen ”2 günlük sokağa çıkma yasağı” ile birlikte, güvenlik güçleri şehirde tam bir hakimiyet sağlayabildi.
== Yargılama == Şerefsizler
Olaydan bir gün sonra 35 kişi gözaltına alındı. Daha sonra gözaltına alınanların sayısı 190'a çıktı. Gözaltına alınan 190 kişiden 124'ü hakkında "laik anayasal düzeni değiştirip din devleti kurmaya kalkışma" suçlamasıyla dava açıldı,[1] geri kalanlar serbest bırakıldı. Kamuoyunda Sivas Davası olarak bilinen davanın ilk duruşması, Ankara 1 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde 21 Ekim 1993 günü yapıldı. 26 Aralık 1994'te karara bağlanan dava sonucunda, 22 sanık hakkında 15'er yıl, 3 sanık hakkında 10'ar yıl, 54 sanık hakkında 3'er yıl, 6 sanık hakkında 2'şer yıl hapis cezası, 37 sanık hakkında da beraat kararı verildi.
Müdahil avukatlar, Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin kararını "taraflı, hukuka ve adalete aykırı" olarak niteleyerek, ayrıntılı bir savunmayla temyize gittiler. Yargıtay 9. Ceza Dairesi katliamın "Cumhuriyete, laikliğe ve demokrasiye yönelik olduğunu" belirterek Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin kararını esastan bozdu. Ankara 1 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi, Yargıtay'ın bozma kararına uyarak yargılamayı yeniden başlattı.
28 Kasım 1997'de açıklanan kararda, 33 sanık Türk Ceza Yasası'nın 146/1 maddesine göre idama[2] ve 14 sanık 15 yıla kadar değişen hapis cezasına[1] mahkûm edildi. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 24 Aralık 1998'de hapis cezalarını onadı, 33 idam cezasını ise usül noksanlıkları nedeniyle bozdu. Şubat 1999 tarihinde usül eksikliklerinin giderilmesi için başlayan yargılama sonucunda 16 Haziran 2000'de 33 sanık Devlet Güvenlik Mahkemesi'nce yeniden idam cezasına çarptırıldı. 2002 yılında idam cezasının yürürlükten kaldırılmasıyla idam cezası hükümlülerinin cezaları müebbet ağır hapis cezasına çevrildi.[1]
Sanıkların avukatlığını Refahyol iktidarının Adalet Bakanı Şevket Kazan üstlendi ve bakanlığı sırasında onları hapishanede ziyaret etti.[3]
Geçen bu zaman zarfı içerisinde sanık sayısı tahliyelerle 33'e düştü.[3] Olayın kilit ismi olarak nitelendirilen, dönemin Sivas Belediye Meclisi üyesi Cafer Erçakmak[1] ve Yargıtay'ın 1997'deki bozma kararından sonra firar eden 8 sanık ise halen yakalanamamıştır.[3]
Sivas Davası İstiklal Mahkemeleri sonrasında, tek bir davada, bu kadar çok idam cezasının verildiği ilk davadır.
Devamını Oku!
Beşiktaş'ın yaratıcı taraftarı yine yaptı yapacağını. İşte Micheal Jackson için Çarşı'nın hazırladığı bez afiş...
Gönderen yenisabah | 14:01 | Michael Jackson | 0 yorum »Devamını Oku!
Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu'nun (YURTKUR) verdiği yurt, burs, öğrenim ve katkı kredisi olanaklarından yararlanmak isteyen ve hâla bir yükseköğrenim kurumuna devam etmekte olan ara sınıf öğrencileri bugünden başlayarak 2 Ağustos 2009'a kadar başvuru yapabilecekler.
YURTKUR'dan yapılan yazılı açıklamada, 2009-2010 öğretim yılında kurumun yurtlarında barınmak, burs, öğrenim ve katkı kredisi almak isteyen öğrenciler için başvuru tarihlerinin belirlendiği belirtildi.
Buna göre, halen bir yükseköğretim kurumuna devam eden ara sınıf öğrencileri (ön lisans, lisans ve yüksek lisans) başvurularını 1 Temmuz-2 Ağustos 2009 tarihleri arasında yapacak.
Yüksek lisans, doktora, ön kayıt ve özel yetenek sınavı ile yükseköğretim programına girecek öğrencilerin başvuruları ise 23 Eylül-4 Ekim 2009 tarihleri arasında YURTKUR'un www.kyk.gov.tr adresli internet sayfasından yapılacak.
Kurum yurtlarında barınmakta iken yükseköğretim kurumunu süresi içerisinde bitirememiş artık yıl öğrencilerinin yurt başvuruları, 14-25 Eylül 2009 tarihleri arasında 2008-2009 öğretim yılında barındıkları yurt müdürlüklerine yapılacak.
Asıl listeden yurda girmeye hak kazanan öğrencilerin kayıtları ise 31 Ağustos-11 Eylül 2009 tarihleri arasında alınacak. Yurtlar, 23 Eylül 2009'da hizmete açılacak.
Yedek listeden yurda girmeye hak kazanan öğrencilerin kesin kayıtları 14 Eylül-2 Ekim tarihleri arasında yapılacak, bundan sonra ki her pazartesi günü ilan edilecek yedek listedeki öğrencilere 5'er gün kayıt süresi tanınacak.
İlk defa bir yükseköğretim kurumuna girecek olan öğrencilerin müracaat tarihi ÖSYM'nin yerleştirme işlemi tamamlandıktan sonra açıklanacak.
Devamını Oku!

İsveç'te yapılan bir araştırma, sezaryenle doğan çocukların DNA'larında değişim yaşandığı sonucunu verdi.
İsveçli doktorların, kadınların gittikçe daha çok tercih ettiği sezaryenle doğum konusunda yaptıkları araştırmaya göre, bu yöntemle doğan çocuklar ileride sağlık açısından sorunlar yaşıyor.
Sezaryen yönteminin neden olduğu genetik yapıdaki değişimin şeker, kanser ve astım hastalıklarının görülme riskini artırdığını ortaya koydu.
Araştırma sırasında normal doğumla dünyaya gelen çocuklar ile sezaryenle dünyaya gelen çocukların kordon bağından alınan kan örnekleri laboratuvar ortamında tahlil edildi. Her iki gruptaki çocukların kanlarında bulunan al yuvarlarda farklılıklar olduğu, bu farklılığın da DNA'larda değişime neden olduğu belirlendi.
Doktorlar, bu değişimi, doğum sırasında bebeklerin yaşadığı strese bağladı. Normal doğumda bebeğin yaşadığı stres, doktorların olumlu olarak niteledikleri ağırdan başlayıp artan bir stres olurken, sezaryenle yapılan doğumlarda bebeklerin yaşadığı ani stres olumsuz olarak değerlendirildi.
Araştırmaya katılan doktorlar, doğum ve stresin bebeğin DNA yapısı ve bağışıklık sistemi açısından önemine vurgu yaparken, ''Doğum sırasında bazı genler aktif, bazı genler pasif hale geliyor. Doğumdaki stres de bunu etkilediği için sezaryenle doğan bebeğin DNA'sı değişiyor. Araştırmalarda, sezaryenle doğan bebeklerde DNA değişiminden dolayı bu bebeklerin kanser, şeker ve astıma yakalanma olasılıklarının daha yüksek olduğu ortaya çıkıyor'' dedi.
Batı dünyasında sezaryenle doğumların arttığına dikkati çeken Norman, ileride çocukların karşılaşabileceği hastalıkların dikkate alınmasını istedi ve ''Bu konuda daha dikkatlı olunsun. Sezaryenle doğum tamamen tehlikesiz görünmesin'' dedi.
Devamını Oku!

Bu yıl bol miktarda ve kaliteli rekolte elde edilen kirazın, B ve C vitaminleri açısından zengin olduğu, antioksidan etkisiyle bağışıklık sistemini güçlendirdiği ve kanı sulandırdığı, kaynatılan sapının ise idrar söktürücü özelliği bulunduğu bildirildi.
Kirazın meyve ve sapının ayrı ayrı yararlı olduğunu belirten uzmanlar, ''B ve C vitaminleri ile magnezyum ve kalsiyum açısından zengin olan meyvesi, bu vitaminler ve antioksidan etkisiyle soğuk algınlığına iyi geliyor ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Tüm kanser türlerine karşı direnç sağlıyor. Ayrıca kanı sulandırıcı etkisi var'' dedi.
Kirazın sapının kurutulduktan sonra kaynatılmasıyla elde edilen çayın da içildiğini ifade eden uzmanlar, şu bilgileri verdi:
''30 gram kiraz sapını 1 litre suda 10 dakika kaynatarak hazırlanabilecek bu çayın, yani idrar söktürücü ve bağırsak düzenleyici özelliği bulunuyor. Böbrekleri çalıştırarak, ürik asit ve ürat tuzlarının vücuttan atılmasını kolaylaştırıyor. Böylece romatizma ve gut hastalıkları, eklem kireçlenmesi ve damar sertliğine karşı olumlu etki yapıyor.''
Bitkilerin ilaçların ham maddesi olduğuna dikkati çeken uzmanlar, ''Bu nedenle her meyve ve bitki ile bunlardan yapılan çay gibi ürünlerin, ilaçlarda olduğu gibi uygun dozlarda tüketilmesi gerekli. Aksi halde fayda yerine zarar getirebilir. Kirazı ve çayını da böbrek hastalarının dikkatli tüketmesi önemli'' diye konuştu.
Devamını Oku!





